Lamina Diş Kaplama

Lamina Diş Kaplama
Gülüş tasarımı ve estetik diş hekimliği dendiğinde günümüzde akla gelen ilk ve en etkili yöntemlerden biri lamina diş kaplama uygulamasıdır. Sosyal yaşamda bireylerin özgüvenini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri olan diş estetiği, artık modern teknoloji sayesinde doğal diş dokusuna minimum müdahale ile mükemmel sonuçlara ulaşmaktadır. Halk arasında yaprak porselen olarak da bilinen lamina tedavisi, özellikle ön dişlerdeki renk, form ve yapısal bozuklukları gidermek amacıyla kullanılan son derece hassas bir yöntemdir. Bu tedavi, dişlerin sadece ön yüzeylerine uygulanan çok ince porselen tabakalar sayesinde dişlerin doğal görünümünü korurken hayal edilen estetik gülüşe kavuşulmasını sağlar. İstanbul Küçükçekmece gibi merkezi bir konumda, Torkam E5 AVM içerisindeki kliniğimizde bu estetik sanatı her hastamızın kendine has yüz hattına ve karakterine uygun şekilde planlamaktayız.
Lamina kaplamaların tercih edilmesindeki en büyük motivasyon kaynağı, dişten yapılan aşındırmanın diğer yöntemlere göre çok daha az olmasıdır. Geleneksel kaplama yöntemlerinde dişin tüm çevresinden belirli bir miktar doku eksiltilirken, lamina uygulamasında çoğu zaman dişin sadece ön yüzeyinden yarım milimetre civarında bir aşındırma yapılması yeterli olmaktadır. Hatta bazı uygun vakalarda diş üzerinde hiçbir aşındırma yapılmadan “prepless lamina” tekniği ile işlem tamamlanabilir. Bu durum, dişin biyolojik yapısının maksimum düzeyde korunması anlamına gelir ki bu da uzun vadeli diş sağlığı için paha biçilemez bir avantajdır. Işık geçirgenliği oldukça yüksek olan porselen malzeme, doğal diş minesinin şeffaf yapısını taklit ettiği için tedavi sonrasında dişlerin yapay görünmesi gibi bir durum söz konusu olmaz.


Sürecin nasıl ilerlediği, tedaviye karar veren hastalar için genellikle en çok merak edilen konulardan biridir. Başarılı bir lamina uygulaması, uzman bir diş hekimi tarafından yapılan detaylı bir klinik muayene ve dijital gülüş tasarımı analizi ile başlar. İlk aşamada hastanın ağız içi ölçüleri dijital tarayıcılar yardımıyla alınır ve henüz dişe hiç müdahale edilmeden, tedavi bittiğinde gülüşün nasıl görüneceği bilgisayar ortamında simüle edilir. Bu aşama, hastanın beklentileriyle hekimin tıbbi sınırlarının ortak bir paydada buluşmasını sağlar. Hazırlık aşamasından sonra laboratuvar ortamında kişiye özel üretilen ince porselen yapraklar, özel bonding (yapıştırma) sistemleri ile diş yüzeyine sabitlenir. Bu yapıştırma işlemi o kadar güçlüdür ki, lamina ile diş adeta tek bir parça haline gelir ve normal kullanım koşullarında yerinden oynaması veya düşmesi imkansıza yakındır.
Peki, lamina diş kaplaması kimler için uygundur? Bu sorunun cevabı aslında oldukça geniştir. Dişlerinde kalıcı renk bozukluğu olanlar, diş arası boşluklardan (diastema) şikayetçi olanlar, ön dişlerinde hafif çapraşıklık veya aşınma bulunan bireyler bu tedavi için en ideal adaylardır. Ancak ileri derecede diş sıkma (bruksizm) alışkanlığı olanlarda veya çene yapısında ciddi kapanış bozuklukları bulunan hastalarda, laminanın kırılma riski göz önünde bulundurularak öncelikle bu sorunların çözülmesi gerekebilir. Doğru teşhis konulduğunda ve materyal seçimi doğru yapıldığında, laminalar kahve, çay ve sigara gibi dış etkenlere karşı üstün bir direnç göstererek zamanla renk değiştirmezler. Bu da hastanın yıllar boyunca ilk günkü beyazlığını ve parlaklığını koruyan bir gülüşle yaşamına devam etmesi demektir.


Tedavi sonrasındaki bakım süreci de aslında doğal diş bakımından çok farklı değildir. İyi bir ağız hijyeni, diş fırçalama ve diş ipi kullanımı laminaların ömrünü uzatan en temel faktörlerdir. Sert kabuklu gıdaları dişlerle kırmaya çalışmak veya tırnak yemek gibi alışkanlıklardan kaçınmak, bu estetik restorasyonların bütünlüğünü korumak adına önemlidir. Sonuç olarak lamina diş tedavisi, bir yandan diş sağlığınızı korurken diğer yandan size kusursuz, doğal ve özgüven dolu bir gülüş kazandıran modern tıbbın en estetik çözümlerinden biridir.
Dişlerin sadece ön yüzeylerine yapıştırılan, çok ince ve estetik porselen yapraklardır.
Dişlerinde renk bozukluğu, hafif çapraşıklık veya aralık (diastema) olan her yetişkine uygulanabilir.
Hayır, genellikle 0.3-0.7 mm arasında minimum bir aşındırma yapılır; bazı vakalarda hiç aşındırma gerekmez.
Işık geçirgenliği yüksek porselen kullanıldığı için doğal diş minesinden ayırt edilemeyecek kadar estetik sonuçlar verir.
Planlama ve ölçü aşamasından sonra, laboratuvar süreci dahil genellikle 2 veya 3 seansta tamamlanır.
Lokal anestezi altında yapıldığı için operasyon sırasında herhangi bir ağrı veya acı hissedilmez.
Doğru ağız bakımı ve düzenli kontrollerle genellikle 10-15 yıl, hatta daha uzun süre kullanılabilir.
Porselen yüzeyi leke tutmaya karşı dirençlidir; kahve, çay veya sigara gibi etkenlerle renk değiştirmezler.
Düzgün yapıştırılmış bir laminanın düşmesi çok nadirdir; ancak düşerse uzman bir diş hekimi tarafından zarar görmemişse tekrar yapıştırılabilir.
Zirkonyum dişin tamamını kaplarken, lamina sadece ön yüzeye uygulanarak diş dokusunu korur.
Çok sert kabuklu yiyecekleri dişle kırmak veya tırnak yemek gibi alışkanlıklardan kaçınılmalıdır.
Evet, ancak laminayı korumak için geceleri koruyucu plak (gece plağı) kullanılması şarttır.
Evet, diastema adı verilen diş aralıklarını kapatmak için en estetik ve hızlı yöntemlerden biridir.
Diş ve çene gelişiminin tamamlandığı 18-20 yaşından itibaren her yaşta yapılabilir.
Uyuşukluk geçtikten sonra normal beslenmenize dönebilirsiniz.
Doğal dişin kırılabileceği şiddetteki darbelerde kırılabilirler; ancak günlük kullanımda oldukça dayanıklıdırlar.
Hayır, düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımı yeterlidir.
Genellikle ön grup dişlere uygulanır; çok büyük dolgulu veya kanal tedavili zayıf dişlerde kaplama daha uygun olabilir.
Acil bir durum olmadığı sürece, röntgen ve cerrahi işlemler nedeniyle doğum sonrasına ertelenmesi önerilir.
Kullanılan porselenin markasına, yapılacak diş sayısına ve hekimin deneyimine göre değişiklik gösterir.